ULUSLARARASI MÜCADELE (TF)
TERÖRÜN FİNANSMANI NİTELİĞİ
TF ve MALİ KURULUŞLARIN TAŞIDIĞI RİSKLER
TERÖRÜN FİNANS KAYNAKLARI
ULUSAL MÜCADELE (TF)
Masak Online Hizmetler Masak Akademi Hizmeteri Masak Faaliyet Raporları Masak Rehber Arşivi BT Modernizasyon Programı
 
ULUSLARARASI MÜCADELE (TF)
 


BİRLEŞMİŞ MİLLETLER (BM) ÇALIŞMALARI

Terörle mücadelenin ancak uluslararası çaba ve katılım sonucu başarıya ulaşabileceğinin farkına varılmasının ardından BM bünyesinde bu alanda çeşitli protokol ve sözleşmeler hazırlanmış ve ülkelerin imzasına açılmıştır. Söz konusu sözleşmelerin düzenledikleri suçların birçoğu devletlerin iç hukuklarında esasen bu sözleşme ve protokollerin hazırlanmasından önce de suç olarak düzenlenmiş bulunmakta idiler. Bundan dolayı, sözleşmelerin asıl özelliği düzenledikleri suçları uluslararası terör suçu olarak öngörmeleri ve bu suçlarla ilgili olarak geniş kapsamlı uluslar arası işbirliği öngörmeleridir.

BM’nin bünyesinde hazırlanan söz konusu sözleşme ve protokoller şu şekilde sıralanabilir:
1- 16 Aralık 1970 tarihli Uçakların Yasa Dışı Yollarla Ele Geçirilmesi Sözleşmesi

2- 23 Eylül 1971 tarihli Sivil Havacılığın Güvenliğine Karşı Eylemlerin Önlenmesine Dair Sözleşme

3- 24 Şubat 1988 tarihli Sivil Havacılığın Güvenliğine Karşı Eylemlerin Önlenmesine Dair Sözleşmeye ek olarak hazırlanan Uluslararası Hizmet Veren Hava Alanlarında Yasa Dışı Şiddet Eylemlerinin Önlenmesine Dair Protokol

4- 14 Aralık 1973 tarihli Diplomatik Temsilcilikler Dahil, Uluslararası Anlamda Korunan Kişilere Karşı Suçların Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi

5- 17 Aralık 1979 tarihli Rehine Alınmasına Karşı uluslararası Sözleşme

6- 3 Mart 1980 tarihli Nükleer Materyallerin Fiziksel Korunmasına Dair Sözleşme

7- 10 Mart 1988 tarihli Deniz Yolculuğunun Güvenliğine Karşı Yasa Dışı Eylemlerin Önlenmesine Dair Sözleşme

8- 10 Mart 1099 tarihli Kıta Sahanlığı Üzerine Yerleştirilmiş Platformların Güvenliğine Karşı Yasa Dışı Eylemlerin Önlenmesine Dair Protokol

9- 15 Aralık 1997 tarihli Terörist Bombalamaların Önlenmesine Dair Sözleşme

Yukarıda sayılan ve Türkiye’nin de imzalayıp onaylamış olduğu sözleşmelerin, terörle ve terörün finansmanı ile mücadelede yeterli ve etkin olamamaları üzerine özellikle terörün finanse edilmesi olgusunu da ele alacak bir sözleşme hazırlanması gereği üzerinde duruldu ve netice itibariyle, 1999 yılında yukarıda sıralanan 9 sözleşme ve protokole ekinde yer veren BM Terörün Finansmanının Önlenmesine Dair Uluslararası Sözleşmesi hazırlandı.

Terörün finansmanını engellemek amacıyla Fransa önderliğinde yapılan çalışmalar neticesinde, 9 Aralık 1999 tarihinde Birleşmiş Milletler nezdinde, “Terörün Finansmanının Önlenmesine Dair Uluslararası Sözleşme” hazırlanmış ve 10 Ocak 2000 tarihinde Devletlerin imzasına açılmıştır. Sözleşmenin yürürlüğe girmesi için 22 devletin Sözleşmeyi onaylaması zorunluluğu, bugüne kadar Türkiye dahil birçok devletin sözleşmeyi onaylaması ile karşılanmış ve sözleşme yürürlüğe girmiştir.

Sözleşmenin temel özelliği terörün finansmanını ayrı bir suç olarak düzenlemesi ve ister yasa dışı ister yasal kaynaklardan elde edilmiş olsun terörün finansmanında kullanılan veya kullanılacak ya da terörün finansmanından elde edilecek gelirlere el konulması hükmünü getirmesidir. Sözleşmenin 2. maddesi ile terörün finansmanından neyin anlaşılacağı açıklanmıştır. Buna göre, bir kimsenin sözleşmede belirtilen eylemlerde kullanılmak amacıyla ya da kısmen veya tamamen bu tür eylemlerde kullanılacağını bilerek fonlar toplaması ve sağlaması terörün finansmanı sayılır. Sözleşmede belirtilen eylemler ise şunlardır:

Bir topluluğun gözünü korkutmak veya bir hükümeti ya da uluslararası kuruluşu bir şey yapmaya veya yapmamaya zorlamak için, sivil şahısların veya bir çarpışmada (savaşta) aktif görev almayan kimselerin ölümüne veya ağır yaralanmasına yol açacak eylemler ile sözleşme ekinde yer alan sözleşme ve protokollere göre suç sayılmış olan eylemler.

Özellikle “1” numaralı kısımda belirtilen tanımlama teröre, bundan önce yapılmış bulunan Sözleşmelerden çok daha kapsamlı bir açıklama getirmiştir. Ve de Sözleşmeye taraf Devletler, 2 ila 10 numaralı kısımda belirtilen Sözleşme ve Protokollere taraf değillerse bunlara çekince koyabilme hakkına sahip iken “1” numaralı kısımda sayılan eylemlere çekince koyamazlar.

Yukarıda yapılan açıklamalardan akıllara şu soru gelebilir: “Terör örgütüne finans sağlamak mı; yoksa sözleşmelerle terörist eylemler olarak görülen belli somut fiilleri finanse etmek mi suç sayılmıştır?” Bu sorunun cevabı tam anlamıyla Sözleşmenin uygulanması sırasında verilecek olmakla birlikte gerek Sözleşmenin amacı ve başlığından, gerekse Sözleşmenin giriş bölümü ve tüm metninden, terörü finanse etmek suçunun salt somut bir takım aktiviteleri finanse etmek olmadığı, aynı zamanda bu tür yöntemlere baş vuran terör örgütlerine yapılan finansal yardımları da kapsadığı sonucuna varılabilir. Zira bu tür eylemlerde bulunan bir örgüte finansal yardımda bulunan bir şahıs, er ya da geç, doğrudan veya dolaylı olarak verdiği paraların terörist aktivitelerde kullanılacağını bilir ve göze alır. Ayrıca Sözleşmede terörün finansmanı suçunun oluşması için, bu paraların gerçekten yukarıda sayılan eylemlerde kullanılması şartının aranmaması da; yukarıdaki görüşü doğrular niteliktedir.

Sözleşmenin 3'üncü maddesinde, suçun tek bir devlette işlenmesi, söz konusu suçlu ve mağdurların o Devletin vatandaşı olması, söz konusu suçlunun o Devletin sınırları içerisinde bulunması ve başka bir Devletin yargılama yetkisinin bulunmaması durumunda bu Sözleşme hükümlerinin uygulanmayacağı belirtilmiştir. Bu hükmün anlamı, Sözleşmenin birden çok devleti ilgilendiren terörün finansmanı konusunda bağlayıcı olduğudur. Ancak yine aynı maddede Sözleşmenin 12 ila 18. maddelerinin, suç tek bir devleti ilgilendirse dahi uygulama alanı bulabileceği belirtilmiştir. (12 ila 18.maddeler arasında uluslararası işbirliği ile ilgili hükümler getirilmiştir.)

Sözleşme, terörün finansmanını suç olarak düzenlemekle kalmamış, aynı zamanda bu suçun önüne geçebilmek için bir takım somut önlemler getirmiştir. Bunların bir kısmı uluslararası yardımlaşmanın sağlanması amaçlıyken, bir kısmı ise terörü finanse eden kaynakları kurutmaya yöneliktir. Şöyle ki; Sözleşmede uluslararası yardımlaşmanın sağlanabilmesi için bir yandan taraf devletlerin, terörü finanse etme suçunu, politik, etik, etnik, dinsel veya benzer diğer sebeplerle mazur göremeyecekleri ve mümkün olduğu ölçüde birbirleriyle yardımlaşacakları hükmü getirilmiş, diğer yandan ise, terörün finansal kaynaklarının kurutulabilmesi için taraf Devletlerin, terörün finansmanında kullanılan veya kullanılmak üzere hazırlanan paraların belirlenmesine, tespitine ve ele geçirilmesine yönelik olarak, FATF’nin 40 Tavsiye Kararlarında olduğu gibi banka ve mali kurumlara kimlik tespiti yapma, isimsiz hesap açmama, şüpheli işlem bildiriminde bulunma gibi yükümlülükler getirmeleri ve para transfer eden kurumların ve nakit paranın sınırdan geçişinin denetlenmesi için düzenlemeler yapmaları istenmiştir.

Sözleşmenin 8'inci maddesinde taraf Devletlerin olay bazında ele geçirdikleri malvarlıklarının taraflar arasında paylaşılmasını düzenleyen ek Sözleşmeler yapabilecekleri ve bu suçlardan zarar gören şahısların tazmini için bir fon oluşturabilecekleri belirtilmiştir. Suç mağdurlarının zararlarının tazminine yönelik bir fon oluşturulması fikri, daha çok Anglosakson hukukunda uygulama alanı bulan “Onarıcı Ceza Hukuku Kuramı”nın bir yansımasıdır (aynı durumu Avrupa Konseyinin Yolsuzluğa Dair Medeni Hukuk Sözleşmesinde de görebiliriz).

Sözleşmeye taraf devletin yargılama yetkisi geniş anlamda ele alınmış ve suçun özünde mali, politik olmasının suçlunun iadesine engel teşkil etmeyeceği hüküm altına alınmıştır (Ancak yine Sözleşmenin 15'inci maddesine göre, taraf bir Devletin, kendisinden talepte bulunulan kişinin iadesi gerçekleştiği takdirde, iade edilen kişinin sırf sırf, ırkı, inançları, etnik kökeni veya politik düşünceleri nedeniyle cezalandırılacağı yönünde somut verileri varsa iade talebini reddedebilir). Bundan dolayı Sözleşme uyarınca yabancı bir devlette, başka bir devletin aleyhine faaliyet gösteren terör örgütünü finanse eden kişiyi zarar gören devletin yargılama hakkı vardır. Eğer bu şahıs başka bir devlette ise, şahsın bulunduğu devletin makul nedenleri yoksa bu şahsı iade etmesi, iade etmemek için makul nedenleri varsa (vatandaşlık gibi) yargılaması ve finansmanda kullanılan malvarlığına el koyması gerekir. Çünkü Sözleşme suçu uluslararası anlamda ele almış, taraf Devletlere, kendilerine zarar vermeyen terörist aktiviteleri finanse eden hareketleri cezalandırmama konusunda inisiyatif tanımamıştır.

Bu alanda yapılmış diğer uluslararası çalışmalar ise Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin çıkarmış olduğu Kararlardır. BM Güvenlik Konseyi, terörün önlenmesine yönelik olarak yayınladığı 1267, 1269, 1333 sayılı Kararlarının ardından terörizmin yanı sıra terörizmin finansmanının da önlenmesi ile uluslararası alanda terörizmle etkin bir mücadelenin gerçekleştirilebileceği görüşünden hareketle 1373 sayılı Kararını yayınlamıştır. Bu Karar ile BMGK;

a) Terörist eylemlerin finansmanının önlemesine ve cezalandırılmasına;

b) Hangi şekilde olursa olsun, doğrudan ya da dolaylı olarak uyrukları tarafından toprakları üzerinde terörist eylemleri işlemek için veya bunların terörist eylemleri işlemek için kullanılacağı bilinerek kasten malî kaynak temini ve toplanmasının suç haline getirilmesine;

c) Terörist eylemlerde bulunmak suçunu işleyenlerin ya da işlemeye kalkışanların, bu nev’i eylemleri kolaylaştıran ya da onlara katılanların, bu şahıslara ait veya bu şahıslar tarafından doğrudan ya da dolaylı olarak denetlenen kuruluşların ve anılan şahıs ya da kuruluşlar adına veya bu şahıs ya da kuruluşların talimatları doğrultusunda hareket eden şahıs ya da kuruluşların, ve bu şahıslar ve kuruluşlarla ortak olan veya onlar tarafından doğrudan ya da dolaylı olarak kontrol edilen bu şahıslara ait mal varlıklarından doğan anapara da dahil olmak üzere, anaparalarının ve diğer malî varlıklarının ve ekonomik kaynaklarının vakit geçirmeksizin dondurulmasına;

d) Toprakları üzerinde bulunan kendi uyrukları veya bütün kişi ve kuruluşlardan, doğrudan veya dolaylı olarak, terörist eylemlerde bulunmak suçunu işleyenlerin ya da işlemeye kalkışanların , bu nev’i eylemleri kolaylaştıran ya da onlara katılanların, bu şahıslara ait ya da doğrudan veya dolaylı olarak bunlar tarafından kontrol edilen kuruluşların ve bu şahısların adına ya da talimatları doğrultusunda hareket eden şahıs ya da kuruluşlara anapara katmalarının, malî katkıda veya ekonomik kaynak veya malî ya da buna bağlı diğer hizmette bulunma ve sağlamalarının yasaklanmasına; karar vermiştir.

Ayrıca 1373 sayılı Karar ile devletlerin;
 

  • Suç soruşturmaları ve diğer usulî muameleler sırasında en geniş şekilde karşılıklı yardımlaşmaya katılmalarına;
  •  
  • Sınırlarda etkili denetimler icra ederek teröristlerin ve terörist grupların hareketlerini ve kimlik cüzdanları ve seyahat belgeleri verilirken denetlemelerine ve kimlik cüzdanlarının ve seyahat belgelerinin taklit edilmesini ya da hileli kullanımını engellemelerine yönelik hükümler getirilmiş ve uluslararası ve ulusal hukuka uygun olarak bilgilerin değişimini ve idarî ve adlî temelde terörist eylemlerin önlenmesi amacıyla işbirliğine gidilmesi öngörülmüştür.